Sapanca Ultra 2020

Sapanca Ultra
http://sapancaultra.org/
08 Ağustos 2020, Sapanca

Değerli koşucu ve doğa dostları,

Zor ve belirsiz geçen 5 aydan sonra ilk organizasyon olma özelliğinde Sapanca Ultra. Haklı olarak, “yeni dönem” ile ilgili kafalarda pek çok soru işaretleri var. Türkiye`de uygulanması istenen yeni önlemlerle yapılacak patika yarışları zaten yeni ITRA organizasyon standartları, dolayısıyla Dünya`nın neresinde bir yarışa katılırsanız zaten her yerde göreceğiniz yeni standartlar bunlar. Sadece organizasyonun değil özellikle de biz koşucuların bu önlemleri anlayıp, sorumluluğumuzu kabul edip ve istisnasız uygulaması çok önemli.

Diğer taraftan gelecek ile ilgili belirsizlik devam ediyor. Yarışların tekrar açılması, Covid -19`un ortadan kalktığını elbette göstermiyor. Riskler hala ortada, hatta 1. dalganın 2. zirvesinde olduğumuz gerçeği de ortada. Lütfen dikkatli olalım. Yine birbirimizden aylarca uzak kalmayalım.

En son 2016’da Sapanca ‘daydık. Bu yıl da orada olmak istedik. Fakat deniz tatili özlemi ağır bastı. Zaten de yarışlara henüz hazır değiliz. Pandemide değil ormana, toprağa bile adım atmadık. Start çizgisi için il sınırlarını değiştirmediğimiz, kendi parkurumuzda koşabildiğimiz sanal yarışları pek sevdik açıkçası. Hem yarış stresi olmadan antrenmanları bir tık daha ciddiye almamızı sağlıyor. Sırada bizim için Sanal İznik Ultra var…

Artık konuya gelelim. Raporun kendisi kadar giriş yazısı oldu! 🙂

Sevgili Elena Sapanca ‘da çok şahane bir yarış koştu. Bütün bu süreçte sanki hedef yarışı UTMB hiç iptal olmamış gibi çalıştı. Sapanca, onun için bu yılın ilk büyük yarışı oldu. Merak ettiklerimizi bizim için yazdı. Yine pek güzel döktürdü tecrübeli kalemini.

Yılın 2. yarısında patikalarda bir yerlerde karşılaşmak ve birlikte koşmak dileğimizle.

Team Run.BO


Ne gece ne de gündüz. Kavramı olmayan bir zaman dilimi. Çadır şiddetli bir şekilde sağa sola sallanıyor, tıpkı dev bir adam onunla futbol oynuyor gibi. Ben ise içinde tüy gibi uçuşuyorum. Birilerini yardıma çağırmaya çalışıyorum ama boğazımdan ses çıkmıyor. Dipsiz kuyudan beni alarm sesi çıkarıyor. 8 Ağustos, saat 04:00. 60 dakika sonra Sapanca Ultra’da 60 km’lik parkurda yerimi alacağım.

Bugün Team Run.Bo sayfasının konuk yazarıyım, hikayeme fazla suyu dökmeden (editörün notu: bu da ne demek? diyenlere -konuyu uzatmadan sadede gelelim anlamında Rusça bir deyim) sizler için faydalı bilgi paylaşmaya çalışacağım. “Yeni normal” dönemin ilk yarışı koşulacağı için hepimiz fazlasıyla heyecanlıydık. Limit Sensin Ekibi dev çaba sarf etti ve her şeyi kusursuz bir şekilde gerçekleştirdi, tüm detayları sırayla anlatacağım.

Yarış öncesi:

Sitede yeni kurallara göre detaylı açıklama mevcuttu, zorunlu malzemelere 3 aday eklendi: maske, dezenfektan ve kalem – sadece kit dağıtımı alanında, imza atmak için gerekliydi. 40 km ve 60 km karanlıkta başlayacağı için alın feneri şarttı.

Tüm katılımcılar anket mesajı aldılar: kit alma saatini ve yaklaşık parkur tamamlama süresini yazmamız gerekiyordu. Bilgilendirme toplantısı Perşembe günü canlı yayında yapıldı, akabinde mesajda yarışmacılara kit alma saati ve start zamanı bildirildi. Cuma akşamı ise Instagram’dan yarışla ve parkurla ilgili teknik toplantı ile güncel bilgiler paylaşıldı. Hem kayıt döneminde hem de koşu öncesi organizasyonun bildirimleri çok faydalıydı ki kafamızda fazlasıyla soru işareti vardı, ekip hepsine açıklayıcı cevap verdi.

Benim kit alma zamanım 16:00 – 16:30 arasıydı. Geldiğimde alanın girişinde ateşim ölçüldü ve birkaç dakika içinde tüm işlemler tamamlandı. Altını çizmek istiyorum, yarış öncesinde, esnasında ve sonrasında kalabalık yoktu, süreç çok iyi bir şekilde yönetildi.

60 km’nin startı saat 05:00 idi. Başlangıç zamanı güzeldi, yarışın ilk saatlerini ferah havada geçirmek keyifliydi. Benim startım saat 05:02’deydi. Yerlerde ikaz işaretleri vardı, koşucuların arasında sosyal mesafe korundu. 60 km’lik parkurda her 2 dakikada 15 kişi start alıyordu. Görevli arkadaşlar isimleri anons ederek yarışmacıların doğru yerlerde kendi startlarını beklemesini sağlıyorlardı. Koşuya başlamadan önce zorunlu malzemelerin kontrolü yapıldı. Yarışın ilk ve son 100 metrelerinde maske takılması şarttı.

Parkur:

Sapanca Ultra’da 60 km’yi ilk kez koştum ve parkura bayıldım. Yarış karanlıkta başladı, biz tırmandıkça güneş de yükseliyordu. Kartepe’ye kadar yollar ve patikalar genelde yukarıya, zirve sonrası ise aşağıya doğru götürüyordu, ara sıra ufak tepecikler de mevcuttu. En çok etkilendiğim bölümler: yarışın ilk yarısında geçtiğim vahşi patikalar, dere yatağından geçen rota ve Kartepe.

Toprak kokusunun her yeri sardığı, koca ağaçların gece gibi karanlık gölgeleriyle kapanmış daracık yollar. Serinliği etrafa sıçratan dere yatağı; rota bir yandan taşların üzerinde yürütüp suya batırıyordu, öte yandan incecik, bazen yana eğimli ve uzun dallarla kaplı patikalardan geçiriyordu. Kartepe’den mavimsi ve grimsi renklerinde dağların dalgalı görüntüsü büyüleyiciydi. Parkurun yapısını beğendim, hem çıkışı hem de inişi seven sıkılmaz. İşaretleme güzeldi, yarış boyunca, “Acaba nereden gitmeliyim?” sorusu aklımdan geçmedi.

Beslenme:

Kontrol noktaları arası mesafeler iyi düşünülmüş. İstasyonlarda gıdalar paketliydi. Kartepe çıkış öncesi ve sonrası, Altıoluk kontrol noktasında sıcak besin mevcuttu. Yanımda her daim 1 litre sıvı bulundurdum. Benim beslenme tercihim bu şekildeydi: İstasyonlarda tuzlu kraker ve cips, tuzlu limon ve bir tane Züber bar. Yanımda taşıdığım takviye: 8 adet jel (GU ve Hammer), bir paket GU chews, bir litre Irondeer izotonik ve 8 adet Irondeer tuz tableti.

Yarış sonrası:

Hayatımda ilk kez bir yarışı maskeyle bitirdim. Saatim 56.16 km ve 7 saat 16 dakika süreyi gösteriyordu. Koşu sonrası mercimek çorbası, ayran, soda, armut, elma ve muz ikramları vardı. Yarışı bitirdikten sonra kendimi hemen göle attım; günün en ferahlatıcı, rahatlatıcı ve beklediğim anıydı. Sağlık kuralları gereği ödül töreni yapılmadı. Dereceye girenlere şiltler tek tek teslim edildi.
Bir yarışı organize etmek büyük çaba ister, bu dönemde onu yapmak çift efor gerektirir. Limit Sensin Ekibini ayakta alkışıyorum. Her şey gerekli kurallara uyularak tıkır tıkır işledi.

Organizasyona ve tüm gönüllü dostlara kocaman teşekkürler. Biz birkaç yüz metre maskeli koştuk, onlar ise gün boyunca biz yarışalım diye o sıcakta maskeli koşturdular.

Hassas bir dönemden geçiyoruz, organizasyona ve kurallara saygı gösterip hep beraber gerekeni doğru şekilde yaparsak bu süreci daha kolay atlatırız. Ben bu yarıştan inanılmaz keyif aldım, iyi ki katıldım. Tüm kurallara uymak hiç zor değil, yapılması gereken sadece disiplinli ve tedbirli olmaktır. Sporla ve doğayla kalın.

Elena Polyakova