Quarantine Backyard Ultra

Quarantine Backyard Ultra 2020
https://personalpeak.ca/quarantinebackyard/
4 Nisan 2020

Quarantine-Backyard-Ultra-Wide (1)İlk Sanal Yarışım

Covid`li, karantinalı günlerimizde 3. haftayı bugün tamamlıyoruz.

Öncelikle baştan yazayım. Yazıya “karantina” ile başlayınca karanlık kelimelerin dökülmeye başladığını fark ettim. Zaten bildiğimiz yaşadığımız kabus şeyler bunlar.

Yazıya başlayıp sildim. Sonra tekrar tekrar yazıp, silip, başa döndüm.

Hepimize bol miktarda endişe veren gelişmeleri kenara park etmeye çalışalım, bari burada az biraz neşelenmeye çalışalım diye kaleme alıyorum.

Hayat karantinada iken bile devam ediyor!

Önce bir durum tespiti yapalım.

1 aydır nereden nereye geldik. Hatırlayalım.

Covid bize çok uzaktı. Taaaa Çin`de olan bir virüstü.

Sonra bir kaç vaka duyduk.

Okumaya başladık, Covid -19 uzmanı olduk.

Yarış iptalleri başladı. Çoğu “ertelense” de, gelecek aslında pek belirsiz. Kabullendik.

Yaşam alanlarımızı daraltıp, evde geçen karantinalı günler başladı.

Evden hiç çıkmadık. 2 istisna vardı. Haftada 3-4 kez, boş saatlerde Yıldız Parkı içinde koşular için ve 1 kez de Ersavaş ile dönüşümlü olarak şipşak market alışverişi ile geri dönüşümlü çöpü Sıfır Atık kutusuna atma görevleri için evden çıktık. Eve girişte beni temizleme görevi ise dezenfektasyon uzmanı olarak Ersavaş’ta 🙂

Bu böyle devam etti, taa ki 2. hafta cuma gecesi bakanlık, orman ve sahiller sporculara da yasak diyene kadar. Parkımız kapandı.

Evde online dersleri açıp yapmaya çalıştım. Hiç sevmedim. Ben gerçekten spor salonu insanıyım. O ortamdan sonra evde o enerjiyi yakalamak mümkün değil. Canım hocalarım. Kıymetinizi zaten biliyordum, şimdi çok da daha seviyorum sizi. Severek yapmayacaksam, o zaman hiç yapmayayım dedim.

Ara verdim.

Evden hiç çıkmadığımın 3. günü akşam, karanlıktı. Dışarıda yağmur yağıyordu, birden nefes alamamaya başladım.

Montumu giydim, ben gidiyorum dedim. Evden izin çıkmadı 😦

Alışık değilim hareketsizliğe. Bugüne kadar bu kadar sabit kalmışlığım sadece hastalandığım zaman, o da sayılı kez yaşamışımdır.

O akşamdı. Önüme bu yarış düştü birden.

O kadar ihtiyacım varmış ki bir şeylere tutunmaya, detayı fazla okumadan hemen kayıt oldum!

Tamam tamam. Nerede olsa koşarım! Yeter ki içinde koşmak olsun!

Sonraki hafta kendimi bu yarışa hazırlamakla geçti.

Bu yarışın vlog`unda da anlattım.

Ben patikacıyım. Geçen yıl, Yıldız Parkı antrenmanlarına kadar 1 tane bile yol antrenmanım yoktu.

13 yıldır Beşiktaş`ta aynı mahallede yaşıyorum fakat evimin etrafında hiç koşmamıştım.

Garip ama gerçek!

Önce yarış kurallarını tekrar tekrar okudum.


İlk soru:

Nerede koşmalıydım?

Koşu bandın varsa şanslısın, katılımcıların çoğu koşu bandı ile katıldılar sanal yarışa.

Peki ya benim gibi yoksa?

Yarışın adı üzerinde, aslında bu bir `arka bahçe` koşusu. Sınırlı bir alanda, tur atma esasında olan bir yarış. Normal şartlarda batılı ülkelerin yaşam tarzına, yaşadıkları yerlere oldukça uygun. Müstakil bahçeli evler, çok az insanın yaşadığı muhitler, köyler, ilçeler bu tip bir koşuya müsait.

(Backyard Ultra yarış konsepti nedir?)

Dünya’da herkes aynı anda kendi belirlediği start noktasından başlıyor, parkurunu koşup bir sonraki saat başına kadar başladığı yere tekrar geliyor ve saat başı verilen zil sesi ile yarış tekrar start alıyor. Yarış son tur atılana kadar devam ediyor. Kazanan en son turu yapan, en çok turu atan yarışmacı oluyor. Diğer herkes, yarışını sonlandırdıkça, DNF (do not finish)`ini kendi elleriyle siteye sonuç olarak giriyor.

Her 1 saat içinde tamamlaman gereken mesafe 6.71K. Bu mesafeye ulaştığında ilk turunu tamamlamış oluyorsun. Sonraki saat startı için başladığın yere tekrar geri dönüyorsun. Her saat başı startında, kaç tur atacaksan tekrar tekrar bu noktaya gelip, yeniden start alıyorsun.

Tur için gereken 6.71K mesafesini 1 saat içinde kalacak şekilde koşman gerekiyor. İster 30 dakikada koş. İster 59 dakikada. 1 turun mesafe ölçüsü herkes için aynı.

Beni bu yarışta heyecanlandıran, gerçekten iyi bir yarışın parçasıymış gibi hissettiren, elit katılım listesi idi. Sanal yarışın organizatörü Kanadalı Personal Peak, sporculara koçluk veren firmalardan biri. Dave Proctor`ın bu yarış fikriyle kolları sıvıyorlar. Dave, hem aynı firmada koçluk yapıyor hem kendisi zaten bir elit. 24, 48 ve 72 saat Kanada parkur rekorlarını elinde bulunduruyor. Canım Courtney Dauwalter, Sally Mc Rae (geçen yıl UTMB expo`sunda tanışıp kucakladığım şahane biri), Mike Wardian, Radek Brunner, Jamil gibi sağlam bir elit start listesi vardı.

Konuya geri dönelim.

Koşu bandın yoksa, önünde 2 alternatif var:

  1. Evinin etrafında koşmak

Evinin etrafında loop`lar yapmak; ister büyük 1 loop içinde tek tur ya da daha dar bir alanda 6.71K`yı tamamlayana kadar defalarca git-gel’ler yaparak koşmak.

  1. Evin içinde koşmak.

Ev benim için opsiyon değildi. Boydan boya tam tur 70 adım, o da düz bir hat üzerinde değil. Hedefim olan 14K`yı evde yapmak çok çılgınlık olurdu. Pek yakında 5K mesafesi için #evdekos denemelerim olacak zaten, detaylar rapor sonunda.

Geriye tek seçeneğim vardı. Loop`um neresi olacak, hangi sokaklar bomboş ve uygun olur belirlemem gerekiyordu. Bütün hafta buna konsantre oldum.

Yan mahalle Dikilitaş. Gayrettepe, alt mahalle Fulya, buraları çalışmam lazımdı.

Yaşadığım muhit yokuşlu bir yer. Sağım, solum, önüm, arkam hep yokuş. Tek düzlüğümüz sahil hattı. Sahile de koşu yasağı geldiğinden beri buraya hiç inmedim. Ara sokaklardan ve izole bir turu artık ne kadar düzlük olabilecekse nasıl çıkarabilirdim?

3 minik keşif koşusu yaptım yarış öncesinde. Fakat parkur bir türlü içime sinmedi. Ne yaparsam yapayım o dik yokuş hep parkuruma giriyordu. Bu kadar zengin opsiyon içinde parkuru git-gel olarak yapmak isteyeceğim en son şeydi.

Keşif koşularımı mahallenin martı, karga ve sokak kedi/köpekleri eşliğinde yaptım. Şanslıyım, hava bu hafta oldukça kötü, soğuk ve yağmurlu ve sokaklarda kimsecikler yok.

İtiraf ediyorum, bu süreçte eğlendim. Hiç bilmediğim lokal, spor kulüpleri gördüm. Darphane dibimizde, neden hiç gitmemişim ki, içinde bir müze olduğunu bilmiyordum!

Yarış günü geldi çattı.

Kanada saatiyle 07:00, TR saati ile start 16:00`da. Eski alışkanlıklar tabii, sabah kalkar kalkmaz ilk iş yarış kıyafetlerimi hazırladım. Göğüs numaramı bu sefer kendim hazırlayacaktım. Ersavaş ile birlikte hazırladık. Eğlenceli oldu. Detaylar tabii ki vlog`da.

Havada tam bir bahar yağmuru. Fakat yağmur bitmek bilmiyor. Beşiktaş`ın yokuşları, ve arnavut kaldırımlı yollar yağmurda kaygan oluyor.

Gayrettepe turlarımdan vazgeçme fikri ilk öğlene doğru oluştu. Yağmur durmuyordu ve Fulya`ya inen o dik yokuşta tepe taklak gidebilirdim!

Bana bir B PLANI lazımdı. Güvenli yeni bir 6.7K`lık loop.

Evim Beşiktaş yokuşunun tepesinde. Aşağıya inmem demek tekrar yukarıya çıkmam demekti.

Bunu en yumuşak şekilde Nişantaşı üzerinden bir tur atarak yapabilirdim.

Çarşı`dan Dolmabahçe hattı yasaklı olan sahil kapsamına giriyor muydu acaba?

Emin olamadım. Denemeye karar verdim. 1. turda sıkıntı olursa. 2 turda alternatif olarak Akaretler`den mecbur çıkacaktım.

Hazırlıklarımı tamamladım.

Yarım lt su, 1 tane olips şekeri, GoPro, kimlik, göğüs numaramı ve cep telefonumu aldım yanıma.

Bu yarışa, Caner Odabaşoğlu da kayıtlıydı. Starta 15 dakika kala aradı. Evde koşmaya karar vermiş. Ben de değişen planımı anlattım. Birbirimize başarılar ve iyi eğlenceler dileyip evin önüne çıktım.

Canım mahallem, bu sefer yarış parkurum olacaktı.

Zoom`u açıp kısa toplantıyı dinleyip, başlamak için zilin sesini bekledim.

Bütün bu etkinlik, Zoom üzerinden bağlanan koşucularla, Youtube`dan canlı yayına dahil oluyordu.

O toplantı sırasında şöyle bir uyarı geldi. YouTube müzik telifi sebebiyle yarışımızın yayını sırasında müzik yayını yapmak yasaktı. Ahaha. Detaya bak!

Veee!

Zil sesi.

İlk tur başlar.

Evin olduğu sokaktan başladım. İlk minik yokuş çıkışı sonra çarşıya iniş, tabii ki en sevdiğim Ermeni kilisesi yanından, ara sokaktan. Çarşı tanınmaz halde 3 haftadır, adeta atom bombası düşmüş gibi. Nerde Beşiktaş maçının olduğu günlerde ortalığın toz duman olduğu manzaralar? Bu kartal heykeli böyle boynu bükük yalnız mı duracaktı?

Sonra çok kısa bir Dolmabahçe geçişim var. Polis bir şey diyecek mi? Göreceğiz. Ama belki de sahil kapsamına girmiyor bu yol? Karmaşık duygular içinde koşuyorum.

Dolmabahçe`yi sorunsuz geçtim. Maçka Parkı`na doğru yukarıya çıkış başlıyor.

Kafamda hesaplar yapıyorum. 5K gibi bitecek loop`um, kendimi yedeklemek için, Açık Hava tarafında bir minik 1K loop`u eklemeye karar veriyorum. 2015 yılında Nike Women yarışında koşmuştum. O zamandan beri ilk kez giriyorum bu alt geçide.

Oradan ver elini Nişantaşı.

Tanınmayacak halde. Evime sadece 3K uzakta ama epeydir gelmemişim Nişantaşı`na.

Bu kadar bomboş olmasını beklemiyordum. Köşedeki Milli Piyangocu yerinde. Adamın azmine bak kimse yok, hayaletlere mi satıyor diye merak ediyorum kendimce.

Ana caddeden Fulya`ya iniyorum.

İlk yarım saat geçti anonsu geliyor kulağıma, Zoom`dan.

Fulya`ya indiğimde saatim 5.7K gösteriyor.

Burdan eve tam 1K. Bunu neyse ki keşiflerimden biliyorum.

Bu kadar plansız başlayıp bu kadar tutturmak! Şahane oldu!

Ihlamur yokuşunun tepesinde saat 6.71K`yı gösteriyor, ilk lap`ımı alıyorum.

Loop 1 bitti. 150m tırmanış. 44 dak. Eve sallana sallana geliyorum 49. Dakikada.

Zoom yayınına tekrar dahil olup, start için zil sesini bekliyorum.

Hazır beklerken bir su ve şeker molası vereyim. Mahallede bir süredir terk edilmiş bir apartmanın girişinde yaşayan evsiz bir çocuk var, o bana dehşetle ve anlamsız şekilde bakıyor. (Bu çocuk için geçen yıl mahalleli seferber oldu muhtarlık, belediye devreye girdi. Fakat evsizlerin toplandığı yerde rahat edemedi, kendi başına ve sokakta yaşamak istiyor. Kötü alışkanlığı da yok. Herkesle iyi geçiniyor, zamanla da kendini herkese sevdirdi zaten. Gelecekte bundan bir röportaj çıkar!)

Bütün bunlar olurken, Zoom`un sesi gidiyor, aslında güzel bir muhabbet var fakat sesler o kadar derinden geliyor ki… neyse ben devam. Derken düdük çalıyor. Hadi 2. Loop başladı!

Bir süre sonra 1 düdük sesi daha geliyor kulağıma. Hoppala. Meğer bunlar uyarı düdükleriymiş! Saati durdurayım mı napayım dereken büyük karmaşa yaşıyorum! Hadi tekrar start noktama derken o son 1 dakika da hızlı geçiyor. Bu sefer gerçekten start alıyorum.

Ohh. Derin bir nefes.

Bu arada özenle hazırladığım göğüs numaramı düşürmüşüm. 2. turda onu bulmak amacım.

Yine aynı loop`u döneceğim için burada anlatacak bir şey yok sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

Bu macerayı polisle taçlandırmayacağımı mı sandınız?

Tam da Akaretler`in başında, usul usul geçerken polisle karşılaştım. Bakıştık. Sonra `bu hatta koşmak yasak` dedi. Demek burası da sahil yasağına giriyormuş. Kafamdaki soru işareti kalktı. Asla kullanmam bir daha bu hattı.

Zoom bağlantım artık tamamen duyulmaz oldu. Müziğin sesini açtım. Kendimi dinledim. Bu işi neden yaptığımı değerlendirmeye başladım.

İyi ki! Dedim kendime.

İyi ki!

Sonuç: 2 loop / lap

14.4K +320m, 1s 50 dak

DNF!

İlk sanal yarışım. İlk “Arka Bahçe – Backyard” yarışım. Bir gün ultra backyard yapmak da enteresan olabilir. 2 tur atarken bile ara ara gerildim, 20 olsa ne olacaktı? Merak işte.

Hissiyatlar:

Bunu kendim için yaptım.

İyi geldi.

Son 1 ayın karantinalı günlerinde kendime yaptığım en iyi şey.

Eleştiriler gelecek biliyorum. Herkesin kendi sorumluluğu var ve durumun bilincinde. Bu yazıyı kimseyi sokağa çıkmaya cesaretlendirmek için yazmadım.

Kendi sınırlarım ve o anki şartlar içinde en dikkatli şekilde hareket etmeye çalıştım, boş sokaklarda tek başıma koştum.

Hep şuna inanıyorum: pozitif düşünmeye, enerjiye ihtiyacımız var. Nasıl ki İtalyanlar en dramatik hallerinde eğlenmesini bildi! Bu organizasyona katılan ABD`li atletler de en büyük covid19 vakalarının görüldüğü ve kayıplarının yaşandığı ortamlardan katılıyorlar. Herkesin amacı bu tatsız ortamda bile moralleri yüksek tutmaktı. Bu hepimize iyi geldi.

Hayat geçip gidiyor. Hızlı gidiyor.

Sanal yarışları sevdim! Sırada Türkiye`nin ilk sanal yarışı, #evdekoş B PLANI Sanal Koşusu var.

Burada yarış kuralı ise #evdekoş’mak. Bu hafta da buna konsantre olacağım. Küçücük evin içinde nasıl 5K koşabilirim, bu sefer de buna çalışacağım. Bu arada tüm bu etkinliklere katılım ücretsiz.

Sağlıklı, sıhhatli, yasaksız, yeniden özgürce koşabileceğimiz günler dilerim.

#1225 Bike


Bazı teknik sebeplerden dolayı, yazıyı gecikmeli olarak paylaşabiliyorum.

Aslında fena da olmadı. Bu arada yarış sonlanmış oldu!

Quarantine Backyard Ultra, 63 saat sonra Mike Wardian`ın kazanmasıyla sonlandı. Sanal yarış bile olsa, Radek Brunner ile nefes kesen bir mücadele sonunda altın tuvalet kağıdı ödülünü Wardian göğüsledi. Wardian dışarıda, Radek ise koşu bandında koştu bu acayip mesafeleri.

Sonuç : 63 lap = 422.3 km = 262.52 mil = 63 saat

Toplu Sonuçlar: https://personalpeak.ca/quarantinebackyard/results/

Biz 2 ayrı dünyanın insanlarıyız Mike! Rahatlık mı battı, hani bağışıklığımıza dikkat edecektik, ağır spor yapmayacaktık? Sen ne yaptın dostum farkında mısın? 422K ve 63 saat! Düşündükçe aklım yerinden oynuyor!

Neyse, her 42.195m üzeri mesafeyi koşanın kendisine ultra maratoncu lakabı takmasına gülümsemem bundandır. Eyy ahali söz meclisten tabii ki dışarı. 🙂

Ben seviyorum bu halimizi. Kendi dünyalarımızda dev olmayı.

Not: 11 Nisan itibariyle de hafta sonu için sokağa çıkma yasağı geldi. Hazır raporun yayını gecikmişken dahil edelim bu minik tarihi bilgiyi.

Covid -19 seni yeneceğiz!


Kaynak:

Yarış ile ilgili link
Runnersworld Haberi
Caner Odabaşoğlu`nun aynı yarış için evde koştuğu ve kaleme aldığı analitik yarış deneyim raporu

Sally Mac Rae aynı yarışta 24 saatte 100 mil koştu.

B PLANI #evdekoş #evdepedalla Sanal Koşu ve Bisiklet Yarışı (Türkiye`nin ilk sanal yarışı)