Manavgat Ultra 2019

2019 Oymapınar Dağ Maratonu (38K) ve Manavgat Ultra (70K)
09.02.2019 –
http://www.manavgatultra.com/

Koşan Run.BO’lar: Aylin, Savaş (70K), Bike, Ersavaş, Selman (38K)
Fahri Run.BO: Can Uğur

ÖZÜR!

Öncelikle özür dileriz. Parkurda oldukça zorlananlar oldu. Bazıları bize içten içe, bazıları direkt yüzümüze kızdı. Geçmiş yarış raporlarımız parkurun bu yılki sürpriz zorluklarından bahsetmiyordu diye.

Valla bize de sürpriz oldu açıkçası 🙂 Geçen yıl kış Antalya’ya uğramamıştı, bu yıl da tersine kış gitmek bilmiyordu. Zemin ve derelerdeki su seviyesi çok farklıydı. Ayrıca (38K) rotasında minik değişiklikler olmuştu, 70K parkunda ise arkadaşlarımızın tariflerine göre oldukça zorlayıcı eklemeler olmuş fakat bizce yarışların tadını tuzunu arttıran değişiklikler bunlar.

Antalya bölgesi Avrupa standartlarında parkurlar sunuyor. Bu parkurlarda koşma ve yarışma şansı veren organizatörlere öncelikle teşekkür etmek lazım. Dünya elitlerinden Ekaterina Mityaeva, 2019 HK100 öncesi verdiği röportajda Antalya’da hazırlanıp yarışa geldim dedi. Gurur duyduk. Bizler ise bir türlü parkur beğenemiyoruz. Koşamadığımız zaman parkuru suçluyoruz. Bu küçük camiaya negatif yaklaşımları kusura bakmayın hiç mi hiç yakıştıramıyoruz. Parkurlara küsmek yerine, keyfini çıkarıp eksikliklerimizi kendimizde görmeye başlasak, ne dersiniz?

Başlarken…

Bu sefer raporlarımızı 2 kişiye teslim ettik.

Biri “Uçan Run.Bo Selman”ımız, 38K parkurundaydı, ne olduysa bu sefer uçamadı (Editör Notu: Ne olmadıysa demek lazım; antrenman olmadıysa mesela? Adam haftada 1 kere max. 10K koşuyor)… Bazen de hiçbir şey umduğumuz gibi gitmiyor… Selman’ın hikayesinin hepimize güzel bir örnek olacağını umuyoruz.

Merak etmeyin, Selman uçmasa da yerine uçan kaçan bir yarış videosu yaptık, onunla idare ediverin bu seferlik, olur mu?.. 😉

YouTube kanalımıza üye oldunuz mu?

70K raporumuzu da Fahri Run.BO’muz Can Uğur’a emanet ettik. Can, çok sıkı takipçimiz. Maratonlarla başlayan koşu macerasını 2017 yılından beridir ultra maratonlarla sürdürüyor… Bakalım onun gözüyle neler oldu bitti, 70K parkurunda. Yoksa Can da bize söylendi mi? Ahahaha… Hadi hep beraber okuyalım…

Oymapınar Dağ Maratonu (38K)

SELMAN: Sezonun ilk trail yarışı Manavgat Ultra şakkadanak kapıya dayanmıştı! Yarış şubatın ikinci haftası olduğundan beni en çok düşündüren konulardan biri hava durumuydu. Gitmeden önceki hafta Antalya çevresini sağlam yağışlar vurmuştu, bu da biz koşacak arkadaşların kafasında su dolu bir soru işaretiydi elbette. Neyse ki yarışta hava gayet makul derecelerde ve tam koşmalıktı. Bu sene buraya ilk defa geliyordum, ekip üyeleri öyle ballandıra ballandıra anlatınca ve yarış raporumuzu da okuyunca bol dereli Oymapınar etabına kaydımı hemen yapmıştım. (Derelerin bu kadar ‘DERE’ olduğundan haberim yoktu tabi)

Cuma günü Antalya’ya iniş yaptık ve oradan araç kiralayarak kolayca ulaştığımız Evrenseki’de yer alan otelimiz (Side Royal Paradise’a) yerleştik. Otelle ilgili parantez açmak gerekirse, organizasyonun ana otel kontenjanı dolunca, acenta tarafından ayarlanan komşu otele geçtik, fiyat-performans olarak istenilenin altında bir oteldi bence. Rezervasyonda toplam bedelin havalesini istemesi de (acenteyle çalışıldığından dolayı sanırım) organizasyon anlamında az olan eksi noktalardan biriydi.

(Editör notu: Ana otel Side la Grande Resort Spa Otel ise, bölgede bugüne kadar kaldığımız en düzgün otel idi. Sezon dışı olmasına rağmen otel ful idi.Yarıştan bir gece önce karaoke gecesi sebebiyle gürültü gece yarısına kadar devam etse de, diğer otel müşterilerinin tatile geldiğini ve eğlenmek haklarının olduğunu kendimize hatırlatıp uykuya dalmaya çalıştık..) 😉

Aynı gün kitleri alıp kayıt işlemlerini hallettik. Teknik toplantı da verimli şekilde bitti. Parkurla ilgili çoğu ayrıntı detaylı bir biçimde anlatıldı. Ardından yarış günü için son hazırlıkları da yapıp (yani bol bol yemek yiyip 🙂 ) dinlenmeye geçilmişti.

Yarış, sabah 7:30’da 70k koşacaklarla birlikte Manavgat Şelalesine yakın bir noktadan başlıyordu. 6:50 civarı servislerle başlangıç noktasına gelmiştik (Editör Notu: Biz ilk servise binemedik, 2. Servisler 07:15’te starta vardı, biraz ucu ucuna oldu). Hava gayet iyiydi, sadece güneş doğmadığı için serindi ve beklenen yağmur da yoktu. Tişörtün altına ince bir uzun kollu içlikle gayet rahat koşulabilecek bir havaydı ve ben de öyle yaptım. Bu arada organizasyonun getirmiş olduğu müzisyen arkadaş start noktasında gayet güzel içimizi de ısıtmıştı. Bu tarz eklemeler bunun gibi arazi yarışlarına ayrı bir renk ve hava katıyor cidden. Hem organizasyonun hem de müzisyen arkadaşın emeklerine sağlık bir kere daha 🙂

Hop zıp derken (Editör Notu:  Hop zıp ne ya Selman?!) yarış başlamıştı, önce asfalt yoldan 1-2 km devam ediyorsunuz ve ardından stabilize yola geçiş ve patika kısmı başlıyor. Şehirden uzaklaştıkça çayıra, çimene, ağaca yaklaşıyorsunuz; hatta baya baya mandalar gibi çamura batıyorsunuz.  Başlarda her ne kadar atlayıp zıplayıp, çamurdan kaçmaya çabalasam da baktım olmuyor ben de mandalığı seçtim (Editör Notu:  Manda kasa Selman in, Uçan Selman out).  Zaten ilerleyen km’lerde açık ve net görüyorsunuz, kaçışınız yok. Çamur cilde iyi geliyormuş hem, uzmanlar açıklıyor.  Parkura önceki haftalarda nasıl bir yağmur yağdıysa artık sağ olsun, kuru yer kalmamış. Yarışın ilk bölümleri genelde stabilize yollardan geçerken ara sıra sizi patikalara sokuyor. Gayet keyifli ve düz bir alan bu bölüm. Biraz daha ilerledikçe ilk su kemeriyle karşılaşıyoruz ve muhteşem bir tarihi kalıntının altından tekrar özlenen çamurlu tarlalara dalıyoruz.

Artık ayaklarım, cildimin en güzel olduğu yer olsa gerek, bu kadar çamurdan sonra.  Bu arada yarış ekürim her zamanki gibi, yetişebildiğim sürece takip ettiğim Ersavaş 🙂 Bike kaptan bizden biraz daha arkada ve uzun mesafe üstatlarımız Savaş abiyle Aylin abla da 70k da mücadeleye devam etmekteler. İlk CP olan antik kentin yer aldığı kısma kadar Ersavaş, ben ve Ankara Koşuyor ekibinden arkadaşım olan Can ile birlikte hemen hemen aynı sürelerde devam ediyoruz. Tabi bu arada Can bizden sonra bir 32 km daha koşacak, tek fark o. Derken o anlatılan derelerin ilki geliyor, ben önceki gün dere dediklerinde böyle beklemiyordum açıkçası, baya suluymuş bu.  Ayakkabı çıkarsam mı, dalsam mı derken bir de baktım herkes şalap şulup devam ediyor, dedim “amaaan zaten çamurluyuz, cildim de güzel, hem temizlenmiş olur” atladım ben de serin sulara.  Şaka bir yana iyi de gelmişti sanki ama hava serin olduğu için siz yine de çok da fazla ıslatmayın kendinizi. Çok geçmeden bir dere daha geldi ve ona da dalmıştım artık ezbere, tam sudan çıkmadan sol ayağım biraz daha derine gitti ve biraz da hızlı geçmemden dolayı göbeğe kadar ıslanmıştım. Midemin olduğu kısım epey bir süre ıslak kaldı ve o da ilerde başıma değişik sıkıntılar açacaktı.

Artık CP’ye yaklaşıyorduk ama geçmemiz gereken sıkıntılı yerlerden birine daha gelmiştik. Başında ‘dikkat kaygan zemin’ diye uyarmış adamlar zaten. Cidden öyle bir iniş ve çamur artık sabun olmuş mübarek, bıcır bıcır kayıyor. Bu kısmı soldaki ufak çalıların üstüne basa basa geçtim, biraz çizilmiştim ama en azından kaymadım. Hemen devamında ince bir iple yaklaşık 8-10 metrelik bir ip inişi mevcut. Buradaki problem ip epey ince olduğu için biraz kesici etkideydi ve aşağı kısmı zemine sabitlendiği için ipi tutunca denge sağlamak oldukça güçleşiyordu ki nitekim önümde bir iki kişi dediğim şekilde dengesini kaybedip düştü. Bu kısımdan sonra orman içinde yer alan patikaları da geçip çam ağaçları arasından antik kentin kalıntılarına kavuşuyorsunuz. Biraz daha ilerleyince kentin asıl alanına ve CP’nin yer aldığı kısma gelmiş oluyorsunuz. CP’de ufak tefek atıştırıp suyumu da doldurduktan sonra benden önce çıkan Ersavaş abiye yetişmek için devam ettim.

Midemdeki problemler, CP’de soğuduğumdan olsa gerek ufak ufak kendini hissettirmeye başlamıştı. Bir kaç dk. sonra öndeki grubu yakaladım ve tempo arttırarak ilerlemeye devam ettik. Fakat uzun sürmedi, 1-2 km sonra yavaşladım, ağrı iyice kendini hissettiriyordu, ayrıca ayaklarımda da ağrılar artmaya başlamıştı. Henüz 13-14 km koşmuşken bu tarz sıkıntılar olmasının bir nedeni de hımbıllaşmış olmamdı, özeleştiri yapmak gerekirse. Antrenman yapmak az da olsa gerekli, siz bana uymayın arkadaşlar:) Ağrılar arttıkça ben de tempomu düşürdüm ve artık bitirme odaklı koşmaya başladım. Tam bu noktalarda ormanın içinde arkamdan “Team Runboooo” diye bir bağrış duydum, baktım Savaş abi ve Aylin abla bana yetişmişler:) Ceylan gibi seke seke patikada ilerleyip kaybolmuşlardı bile hemen.

2. CP’ye kadar olan kısımda hem koşabileceğiniz düzlükler ve iniş alanları bol hem de dik çıkışlar mevcut. İlk kısmı daha yavaş tempoda gelip, ortalarda tempo yapmak benim gibi antrenman eksiği olanlar için bence daha makul bir yol gibi görünüyor. Bu arada dereler bu bölümde de yine sizinle, sakın üzülmeyin bol bol su geçişi var. Ayrıca yol kenarlarında oluşan ufak şelaleler ve orman içindeki patikaların olduğu alanlar parkurun size enerji depolayan kısımları. 22. Km’de bulunan 2. CP’ye gelmek biraz zorlamıştı beni, artık açlık da performansımı etkiliyordu. Yanımda tek jel olduğundan onu da son km’lere kötü gün jeli olarak saklamıştım. “Nasılsa 37 km yaa acıkmam” diyip pek yiyecek almamam benim hatamdı elbet. Bir de CP’lerde tuzlu gıda anlamında (mesela peynir gibi) biraz eksiklik vardı sanki. Genel olarak tatlı ağırlıklı hazırlanmışlardı. CP’ye güç bela ulaştım ve yiyecek hayaliyle gelmiştim ama burada ilk CP’den daha az yiyecek vardı (Editör Notu: Seni doyuracak yemek CP’ye sığmaz, antrenman çeşitliliği şart). Görevliden rica edip 5 dk. civarı sandalyede dinlendim ve bir paket kraker yedim sanırım. Dinlendiğimi hissedince kalkıp devam ettim. Bu arada epey tanıdık geçti beni geriye kaldıkça, bayramlaşma gibi hepsiyle selamlaşıp arkalarından uğurluyordum. Önümde 15 km ve o dik baraj yokuşu olduğunu düşününce sakin sakin ilerliyordum. Bu arada güneş iyice kendini göstermiş, hava da piknik havasına dönmüştü.

Gölün kenarında ilerleyen patika parkurun diğer bir güzel noktası. Üstten gölü seyrederek ağaçların arasındaki patikadan yaldır yaldır koşasım var ama bünye minnoş minnoş koşmaya elveriyor. Oymapınar köyünün olduğu yere kadar yine manzarası güzel patikalarla ilerliyoruz, limon ve zeytin ağaçlarıyla köye girip, çıkıyoruz. Yolda az da olsa çocuk bizi karşılıyor ve destek veriyorlar elbet, ne yaptığımızı tam olarak anlamasalar da.  Bu alanlarda biraz daha kendimi toplayıp ara ara koşmaya başladım. Son 7-8 km’ye girince kötü gün jelimi de yemiştim artık, kafamda baraj yokuşunun hayaliyle koşuyordum. Büyük su kemerinin olduğu kısma gelmiştim, burası yarışın en güzel manzaralarından biri.

Kemerin önünde yemyeşil bir düzlük, orada otlayan keçi sürüsü ve alttan akan dereyle beraber müthiş manzara! Manzara gazını da alıp barajın içinde olduğu alanın giriş kapısına kadar hafif tempoda koşarak geldim. Burada asfalt yol başlıyor ve bitişe kadar 3-4 km civarı bu şekilde devam ediyor. Barajdan önceki son köprüye yürüyerek yaklaşırken arkadan yine bir tanıdık ses “Selmaaaan bu sen misin Selmaaaan” diye şaşkınlık içeren bir şekilde kulağıma çarpıyordu.  Tabii ki sevgili kaptan Bike, benim emeklediğim yerde bana doğru koşa koşa gelip beni gaza getiriyordu ve zorla koşturuyordu. İşte büyük kaptaaağn!  Köprüde beraber videomuzu çekildik, pozumuzu verdik ve tekrar kaptan zoruyla ite kaka koşmaya başlamıştım.

Son yokuşa geldiğimizde kaptanı artık tutamıyordum, elimden tutup beni çekiştiriyordu ‘hadi hadi’ diye.  Cidden sağlam halimle bile bu teknik ve hızla o virajlı yokuşu ben öyle çıkamazdım. Yokuş nasıl çıkılır dersi almak için müracat Bike Kaptan arkadaşlar! Bir kaç dk. sonra, artık bitime 1 km den az kalmıştı ve ben kaptana “beni azad et kaptan sen uç” dedim baktım yetişemiyorum:) Virajlar dön dön bitmiyordu barajın üstüne bir türlü ulaşamıyordum derken bir de baktım tünel göründü ve artık metreler kalmıştı. Ayıp olmasın diye koşmaya başladım, adettendir. Geride kalmanın diğer bir iyi yanı, herkes finishte beni bekliyordu ve tezahüratlar eşliğinde son metreleri koşuyordum. Baktım video falan da çekiyorlar, saçı başı düzelttim, az evvel yokuşta dil dışarda giden ben, son bir seyirci gazıyla hemen toparlanıp zıplayarak geçtim bitiş çizgisini ve bir dere tepe koşmacasını daha sağlıklı bir biçimde bitirdim. Kısa ve öz çıkarılacak dersimiz acıkmayın, acıkırsanız da yiyin arkadaşlar, yemek önemli. He bir de belden üstünüzü pek ıslatmayın 🙂

Manavgat Ultra (70K)’ya devam ediyoruz…

CAN: 38K’ten sonrası için burada sözü Selman’dan alıyorum. Bu yarışa katılma planı yaparken öncelikli tercih sebebim ulaşımın Ankara’dan rahat olması ve Team Run.Bo’nun blogunda 2018 Manavgat Ultra yazısında anlattığı parkurun ilgimi çekmesiydi. Yarış brifinginde bir gün önce 2018 yılındaki yarışın kahramanlarıyla sözleşmiştik bile (Editör Notu: Geçmiş olsun 🙂 ). Yarışın ilk kısmında Aylin, Savaş ve ben yan yana koşmaya başlasak da ilk 38K boyunca parkurun çoğu yerinde tek kişilik patikaların olmasından ötürü aramız açılmıştı ama 38K CP’sinde yeniden bir araya gelebildik 🙂

Bir araya geldikten sonra yarışın ilk yarısının kritiğini yaptık. CP3’te içemediğim çorbadan ve zor bulduğum drop bag’imden dem vurdum :). Aylin ve Savaş CP3’te çok zaman kaybetmediler, ben ise kıyafet değişimi için 10dk’lık bir zamanı yitirmiştim bile ama en azından biraz da rahatlamıştım. Yarış stratejimizi belirledik, temel felsefemizi düz yolda koşmak ve yokuşlarda yürümek üzerine kurmuştuk (Editör Notu: Yokuş aşağı stratejisini yapmamışsınız?) CP3’ten sonraki kısım asfalt yokuş olarak devam etse de hemen ardından eşsiz Oymapınar Barajı manzarası eşliğinde patikaya girdik. Öndeki gruptan (yarışın ilk 10’u) geride ama ortadaki grubun önünde yaklaşık 4,5k boyunca devamlı tırmanış halinde parkurun 2. yüksek zirvesine ulaştık. Savaş, parkurun geçen seneye göre zemin çeşidi açısından (taşlık) daha zor olduğunu her fırsatta dile getiriyordu. 43k’dan sonra bizim için dinlenerek koşabileceğimiz yokuş aşağı patikaların olduğu kısımdı. Bu kısım yer yer çarşak taşlardan oluştuğu için ayaklarımızın burkulması işten bile değildi. O yüzden bayır aşağı da olsa temkini elden bırakmadık 🙂 44.5k geride kaldığında yarışında en yüksek tepesine doğru yükselişimiz başlıyordu.

CP4’e kadar çetin bir rota bizi bekliyordu. Bu kısımda keskin köşeli kayalar bizi ayaklarımızı sağlam basacak yeri seçme konusunda zorluyordu. Gözlerimiz bir taraftan işaretleri takip ederken Aylin, Natalia’nın arkamızdan yaklaştığını söyledi. Biz de kendimize her ne kadar çeki düzen versek de Natalia’nın bizi geçmesine izin verdik. (Editör Notu: Türkçesi: Hatun bizi geçti gitti) CP4’e yaklaşırken açlık durumum baş göstermeye başlamış ve su depomuz da suyunu çekmişti :). Bu istasyonda içeceğimiz çorbayı hayal ederek ekstra bir güçle CP4’e ulaştık. İstasyonda gene Natalia ile karşılaştık, yarış için başarılar diledik. Tuzlularımızı aldık, çorbamızı ve kolamızı içtikten sonra hemen yola koyulduk. İsak Seydi türbesine ulaştığımızda (yaklaşık 100m CP’ye) Aylin’in yanındaki batonu CP’de unuttuğunu fark edip durduk :).  Natalia bizle arayı biraz daha açmıştı artık, Aylin’in sağlık olsun temennisiyle batonlu bir şekilde yolumuza devam ettik. 1k sonrasında yarışın en yüksek noktasına ulaşmıştık artık. Bundan sonrası artık tamamen inişti. Doğa bu noktadan itibaren bize güzelliklerini sunmaya başlamıştı. Hemen hemen her köşede bir su birikintisi ve küçük bir şelale bize görsel ziyafet sunuyordu. Bu güzel parkurda koşmanın verdiği hazla inişlerde hızlanmayı ihmal etmiyorduk. Tahminlerin aksine yağmur yağmaması bizim için belki de büyük bir şanstı. Yokuş aşağı inişte Natalia’yı ufukta tekrar fark ettik. CP5’e ulaştığımızda Natalia kafa lambasını bulmaya çalışıyorken ani bir atakla Aylin öne geçti ve beni ilerde yakalayın diyerek bizden ayrıldı (Editör Notu: Çok heyecanlıymış burası, ne olacak acaba 🙂 ). Yarışın bu kısmında kafa feneri tünelde kullanılacağı için görevlilere göstermek şarttı ve Aylin lambayı çantasından çıkartarak gösterip yoluna devam etmişti! CP’den önce ben, sonra arkamdan Savaş çıktı. Düşüncemiz Aylin’e ulaşıp temposunu belirlemek ve yarıştaki pozisyonunu muhafaza etmesine yardımcı olmaktı. Yarışın bu kısmında Natalia yeni bir atak yaparak Aylin’i tekrar geçmişti (Editör Notu: Aylin hoca, ekibimizin antrenman yüzü görmemiş, mental gücü ile dağlarda koşturan en tecrübeli ve cevval RunBo’su, antrenman yapabilse acaba ne seviyelerde olur hepimiz merak ediyoruz 🙂 ).  

En azından ekibin bir üyesi olarak gruptan önde giderek geçilmemeye çalıştım. Aygır Deresi Tüneli’ne ulaştığımda parkurda önümde ve arkamda kimse yoktu. Kapkaranlık ve nemli bu tünelden çıktığımda bitişe sadece 2K kalmıştı. İleride bir koşucuyu görmek tempomu bir tık daha artırmamı sağladı ve onu da geride bırakarak 10 saat 18 dakikada parkuru yaş kategorimde 7. Olarak tamamladım.

Manavgat Ultra’yı birkaç cümle ile anlatmam gerekirse eğer; Tahtalı RunToSky 27k-60k arası ile Alanya Ultranın sert çıkışlarının kombinasyonunda koşuyorum hissine çoğu zaman kapıldım.

Zorluk seviyesi olarak orta zorlukta bir yarış olduğunu söyleyebilirim. Dere geçişleri ve çamurlu kısımlar parkura ayrı bir heyecan katmış.

Bir parantez de bu yarıştaki Team Run.Bo koşu arkadaşlarıma:
[Sizleri tanımak ve sizlerle koşmak gerçekten güzel bir duyguydu. Koşunun birleştirici, bütünleştirici ve kaynaştırıcı etkisini en güzel şekilde gördüm. Bu sene UTMB’ye kurada çıkmadığı için katılamayacağım. Bu yarış ona hazırlık yarışlarımdan birisiydi. İyi ki pes edip koşu planımı iptal etmemiş ve bu yarışı koşmuşum diyebilirim.]

CAN KİMDİR?

1985 doğumlu Can, Kasım 2015 İstanbul Maratonunda 15K (1:14:00) ile başlattığı tutkulu amatör koşu kariyerini tam gaz ve aynı heyecanla devam ettiriyor. İlk maratonunu 2016 yılında Amsterdam’da koşan Can (3:25:00), sırasıyla Atina(2016), Antalya(2017), Stavenger, Norveç (2017) ve İstanbul Maraton(2017)’larında yer aldı, ilk ultra deneyimini Nisan 2017’de İznik 50k’da yaşadı, en uzun mesafesini Aralık 2018’de İda Ultra’da 103k koşarak yaptı. Trail koşularının kendisi için her fırsatta doğada var olmanın ve hayatta kalabilme yetisine sahip olmanın kanıtı olarak değerlendiren Can’ın yakın gelecekteki hedefi, 2019 UTMB kurası talihsizliğini 2020’de yenerek Chamonix semalarında koşturmak…

Son Söz:

Manavgat Ultra parkur değişiklikleriyle birlikte daha da şahane olmuş. Bir yarışta olması gereken her şeyi barındırıyor. Bu anlamıyla nefis bir antrenman yarışı. Sezon başında gelin koşun gayri, koşun da kendi eksikliklerinizi görün. Daha çoook çalışmamız lazım çoook!

RUNBO Sonuçlar:
70K
Aylin     10:30:13 (Overall 25/98, Kadın 4/19, 40+Cat 1/6)
Can       10:18:43 (Overall 20/98, Erkek 18/79, 40-Cat 7/25)
Savaş    10:30:09 (Overall 24/98, Erkek 21/79, 40+Cat 9/32)

38K
Bike       05:26:24 (Overall 81/175, Kadın 12/35, 40+Cat   6/17)
Ersavaş 04:43:20 (Overall 40/175, Erkek 36/139, 40+Cat 9/54)
Selman 05:28:30 (Overall 84/175,Erkek 71/139, 40-Cat 32/57)

KonuSubjectYarış Puanı (1-5) Ek Not
Yarış Hakkında
Yeterli
Bilgilendirme
Race info4Parkur değişiklikleri teknik toplantıdan önce yani yarış öncesi pek anlaşılmadı.
Sonuçların canlı yayınlanması olumlu. 
Fuar alanıExpo3Ürün satışı, PT Academy, Footbalance, fıstık ezmesi ve Bakiye Abla’nın kitaplarını imzalayıp satması. 1 yılda epey yol kat edilmiş!
Drop Bag
Organizasyonu
Drop Bag organisation3Servisler geciktigi icin start oncesi DB teslimi sikintili oldu, Finishte sirasiz cantalari bulmak sogukta oldukca zaman aldi. Iyilestirilebilir.
Yarış
Transferleri
Race transfers /shuttle services for supporters4Start transferindeki ufak gecikme dışında her şey gayet iyi, yeterli ve zamanında.
Start
Organizasyonu
Start
organisation
4Her şey zamanında. Hatta bu yıl ekstra olarak canlı müzik performansı olması hoş oldu.
Yönlendirme/
işaretleme
Navigation/path signs5Bu kadar işaretleme yapılan başka bir yarış yoktur! Mükemmel! Motocross’çuların parkurda bize eşlik etmesi, her yol ayrımında durmaları çok iyi düşünülmüş!
Parkur
Manzara
ve Güzelliği
Running route view – technical5Manavgat’ın doğası 10 numara!
Yarış besin /
Su ikramları
CP3Portakal, çubuk kraker dışında masalar zayıf kaldı. Simit ayran hoş idi. Çorbanın suyu ısınamadığı için çoğu kişi erişemedi.
Finisher
Madalyası
Finisher medal3TR ortalaması içinde.
Yarış T-ShirtüFinisher t-shirt/jacket4Her yarış parkuruna ayrı t-shirt tasarımı yapıp vermelerine bonus puan!
Seyirci İlgisiLocal interest1Yine sınıfta kaldık.
Yarış Sonrası Hizmetler (Duş, masj,yeme içme)After race services3PT Academy can oldu. Otel, check out sonrası Spa’da duş almamızı ayarladı.
Yarış Fotoğraf
Hizmeti
Photo services2Bu yıl fotoğraf kalitesi biraz düşük kaldı sanki.
Ortalama PuanAverage3.4Sene açılışı için bol manzaralı ve zorlu parkur!

Reklamlar