KAÇKAR ULTRA 2017

Kaçkar Ultra Maratonu, 16 Eylül 2017
Katılan Run.Bo’lar: Bike, Ersavaş, Selman, Seyit (46K, +2000m)
http://www.ultrakackar.com/

Kaçkar zamanı gene geldi çattı. Team Run.Bo olarak 3. kez katıldığımızdan mıdır bilemiyorum artık askerlik görevi gibi hissetmeye başladım. Gitmezsek yok yazacaklar, yanarız valla diyorum.

46-2

Cuma sabahı Trabzon havalimanında 4 kişilik Run.Bo ekibi olarak buluşup transfer vasıtasıyla Ayder’e öğlen vardık. Otellere yerleştik, Alper’in zorlu kayıt ve zorunlu malzeme kontrolünü de aşıp işlemlerimizi tamamladık. Her zamanki gibi fuarda birçok şey bakıp, deneyip küçük birkaç parça almayı da ihmal etmedik.

Akşam brifingde geniş katılımla yer alan İran ekibi dikkati çekiyor. Enerjileri oldukça yüksek ve görünen o ki iddialılar. Parkurla ilgili bilgileri alıyoruz. Organizasyon, havanın sıcak olmasından dolayı gelen yoğun talepler sonucu zorunlu yedek alt uzun katman ve kafa lambası kiti zorunluluğunu kaldırıyor. Bu süper oldu! Günün geri kalanıyla ilgili boşlukları muhlama, sac kavurma, laz böreği, sütlaç, lahana çorbası, muhlama, sac kavurma, çay ile doldurabilirsiniz. Muhlama, sac kavurma, laz böreği, muhlama pardon kitlenmişim gene, özür dilerim muhlama mı diyorduk

Hava, geçen senenin 180 derece aksine bu sefer aşırı sıcak ve start zamanı da 07:30 olduğu için starta da geçen senenin aksine (05:30 idi) baya uyumuş ve pek bi rahat olarak geliyoruz.

Starttan tulum tınıları eşliğinde aynı rahatlıkta ayrılıyoruz. Rahatımız parkurun bu sene tersten koşulması nedeniyle hemen 500 metre sonra başlayan ve nerdeyse 1700 metre kesintisiz sürecek Pokut tırmanışı ile aniden sert bir şekilde son buluyor. Muhlama, sac kavurma, ne diyordum ben aah ah oof of 😦

Selman ile kaptırdık ne güzel gidiyoruz derken Selman kendini daha da kaptırıyor ve fena basıp gidiyor. Adam yokuşta birden Superman’e döndü! Neyse ben kendi tempomla devam ediyorum, da bitmiyor be kardeşim baldırlarım cayır cayır yanıyor 🙂

Pokut’a az kala bizim Superman Selman kriptonit görmüş halde, biraz yavaşlamış, beni beklemiş sağolsun. Birlikte biraz devam ettikten sonra onu kendi temposu ile başbaşa bırakıyorum. Pokut’a ulaştıktan sonra motoru rölantiye alıp parkurun en güzel patikalarından aşağıya kendimi salıyorum. Parkurun bu kısmı cidden çok güzel, sanki laz böreği! Keşke her yeri böyle olabilse!


Run.bo Bike Ek: Şimdi buraya müdahale lazım. Ersavaş parkurun tırmanışı bitince, Palovit’e kadarlık önemli bir kısmı iniş olduğu, kanatlanıp uçtuğu için burayı en yavaş geçen bana yazmak düştü tabii. 😉 Ek yazının sonunda.


Yazı Devam: Aşil ağrım 20K’dan sonra dürtmese iyiydi ama sikinti yook, arada üzerinden geçtiğimiz soğuk sularda ayakları biraz bekletmek çok güzel geliyor. Yanımızda taşıdığımız bardaklar sayesinde yukarlardan gelen soğuk suları içmek çok kolay ve keyifli. (Bu arada Alper’e not: Benim bardağı görünce “ben kaybettim, sen de kaybedersin dikkat et bir yere bağla! dediğin bardağı finishe kadar sağ salim getirdim lakin senin sadece bana yaptığın finiş malzeme kontrolünden sonra derenin oralarda gezinirken kaybettim! hükümsüzdür 🙂

Yarışın arnavut kaldırımlı son kısımlarını geçmek, bazı iyi ve tecrübeli koşucular için zaman kazanma amaçlı düşünülüp sevilse de beni sıcakla birlikte bu sefer açıkçası biraz yordu. Geçen sene bu kısımları sabahın kör karanlığında ve yağmur altında koştuğumuz için fark bile etmemişim. Bitse de muhlama yesek diye çok söylendim buralarda.

DCIM100GOPROG0028672.JPG

Sabah start aldığımız yere, Çinçiva köprüsü önündeki Finish noktasına gene aynı tulum ezgileri ile varıyorum. Sağolsun Alper ve Elena su ve karpuzla bizleri besliyor. Gerçi Banker Bilo’da Ilyas Salman’ın kesmece karpuzları misali Elena dev karpuzları ardı ardına bir bir kesip “bunun da içi geçmiş Alper!!” diyerek çöpe atması her ne kadar onları biraz üzse de bizleri baya güldürüyor 🙂 Ah şurda bir muhlama olsa da yesekkkkkkkkk!!!

Elena olay anı videosu:
http://www.izlesene.com/embedplayer/8475236

Sıcak ve nem adamı bayıltacak derecede! Hemen dereye iniyorum. Eller, ayaklar, bacaklar, kafa ohhh buz gibi çok güzel. Bilge Kurt arkadaşımız da derede komple bakıma girmiş, muhabbet ediyoruz. Derken Selman da geldi, su samuru Run.Bo’muz hemen ait olduğu sulara gömülüyor, çıkart çıkartabilirsen artık oradan 🙂 Hadi Selman görüşürüz, benim yemek yemem lazım diyerek Ayder’e doğru giden Rikki ve Macerarehberi Altay ile birlikte yolda ülkedeki parkurlar, koşular ve Karadeniz üzerine muhabbet ede ede Sac kavurma ve Muhlamama kavuşuyorum 🙂

Bike, Selman, Seyit abi ve yol arkadaşımız Halil Oruç ile birlikte akşam ödül törenini katıldıktan sonra Ayder alemlerine akıp geceyi güzel şekilde kapatıyoruz.

Gelmişken sonraki günün sabahında Yukarı Kavrun’a çıkıp bi recovery hike yapmayı da tabii ki ihmal etmiyoruz 🙂

Teşekkür ve Selamlar: UTMB sonrası yorgun argın gelip organizasyonu gerçekleştiren Elena ve Alper’e emekleri için çok teşekkür ederiz. Ayrıca Mustafa Giovinco, Bilge & Mustafa Kemal Kurt kardeşler, Sadık ve Schatzilim, Minnosko, Kemal ve Umithan Kukul, İsmet İnan, BiKoşuAdana ekibi, Mehmet Arslan ve muhabbet edip adını atladığımız herkese selamlarımızı iletiyoruz.

Yazan Run.Bo: Ersavaş


Bike Ek: Pokut’a geldik ama bu yıl parkur Sal yaylasının yanından Pokut’a varınca ara patika üzerinden pat diye varıverdik. Pokut’a en az 5. Kez gelişim, ilk defa böyle dumansız bir havasına denk geliyorum. Karadeniz’de değiliz sanki, tepede bir bulut bile yok arkadaş! Nasıl bir güne bu sefer denk geldiysek artık! Pokut CP’si müdavimi Caner bizi bekliyor. Geçen yıl karlar altında bu CP’yi bulmak için ne kadar aranmıştık.

Beklerken Seyit abimiz varıyor CP’ye, elbette hemen Halil ile de birlikte fotolar, selfie’ler çekiliyor. Manzara doyumsuz fakat daha önümüzde 32K yol var, zorla kopup düşüyoruz yollara. Bundan sonrası Hazindak. Zaten oraya vardık mı gerisi çocuk oyuncağı. Pokut patikasından çıkıp, orman yoluna giriyoruz, bu yıl kupkuru zemin üzerindeyiz, Allahtan ara ara akan sular var, ne bulursak içine batıp çıkıyoruz. Parkurun bu kısmında başka bir su samuru dost ile tanışıyoruz. Alper Deniz. Alper her gördüğü su noktasında durup su içiyor, duş yapıyor, fakat o kadar çok mola veriyor ki, önümüzdeki her su noktasını onun sayesinde önden keşfediyoruz. Bu sayede yanyana geldiğimizde Hazindak’a kadar artık 3’lü olarak şamata gırgır devam ediyoruz.

Hazindak’a girdiğimizi girişinde yükselen otelden anlıyoruz. Neyse düşündüğüm kadar büyük değilmiş. Hazindak benim için buz gibi su demek, gürül gürül akan çeşmesi demek. Bu yıl meydanda geçen yıl ısınmamız için yanan ateş olmasa da o buz gibi su nası iyi gidiyor. Alper’i çeşmede bırakıp, Halil ile devam ediyoruz. Fakat burdan Amlakit ayrımına kadar olan yol benim için efsane, her yıl Kaçkar’a gelmeme sebep olan orman içinde antik patikanın olduğu yol. Zavallı Halil benim türlü deliliklerime burada hayretlerle şahit oluyor. Artık kendimi gizlemem mümkün değil çünkü! Yosunlu ağaçları, kayaları okşuyor, çiçekleri öpüyorum, bir yandan çığlıklar atıyorum, bu patikada ben benlikten çıkıyorum. Halil, seni tüm bu rahatsız verici durumlara mazur bıraktığım için özür dilerim. Biz bir yandan lay lay lom modda ilerlerken, bizim su samuru Alper bize yetişiyor, halimizle dalga geçiyor, onunla da selfie çektirip yol veriyoruz. Hazindak’ın suyunda ayılmış Alper, canavar gibi yaldır yaldır gidiyor. Eyvallah Alper, artık finişte görüşürüz.

Amlakit ayrımından sonra Palovit’e kadar hafızamdaki kayıt, şelalelerle başlayan yemyeşil dağ manzaraları. Halil sıcaktan çok etkileniyor, artık her bulduğumuz suyun içine dalıp dalıp çıkıyoruz. Her seferinde cansız balık gibi girip suya, capcanlı çıkıyoruz. Ha gayret bize, güneş yakıyor, ama Karadeniz’in buzlu suları da çok iyi geliyor.

Palovit’e geliyoruz. Ohh nerdeyse bitti. Palovit’in arnavut taşlı gölge içindeki yollarına aşık oluyoruz yine. Fakat, hayat bize güneşe çıkana kadar güzel, bu sefer de Adanalı dostumuz Serdar’ı yakalıyoruz. 3’lü olarak devam ediyoruz. Serdar başta Adanalıyım, bana bu sıcak vız gelir dese de o bile teslim etmişti ruhunu sıcak arnavut taşlı yollara. Bu şekilde Zil Kalesi inatla gelmek bilmiyor. Halil ile en büyük hayalimiz CP’ye vardığımızda Cola içmek. Hatta kalmamış ise kafeden satın alma planları bile yapıyoruz. O da ne, bizim şerefimize yepyeni bir Cola şişesi açılıyor. 2 tur Cola ile canlanıp hayata dönüyoruz yine.

Finişe varana kadar dur kalk, jog at şeklinde, benim kasıkta çanlar çalalı çok oldu, sadece tek isteğim ertesi sabah olduğunda kasığım yürümeme izin versin. Fırtına Deresi düzlüğünde artık arnavut kaldırım beton zemine dönüşüyor, üzerinde zıplarken finişe kaç kaldı hesapları yapıyoruz ama beyin sıcaktan erimiş bende, sürekli yanlış hesaplayıp Halil’in beynini de yakıyorum. Fakat iyi yanı Çinciva’ya geldiğimizi bu yanlış hesaplar sayesinde şaşkınlıkla fark ediyoruz! Anaaa yoksa finişe yaklaştık mı, yaklaştık galiba derken, Run.Bo Selman’ımız bizi karşılamaz mı! Ve ne olduğunu anlamadan Alper ve Elena öpüp madalyamı boynuma geçirip, beni karpuza teslim ediyorlar… Teşekkürler Halil, iyi ki varsın, sayende 46K nasıl geçti anlamadım.

Seneye tekrar görüşeceğiz Kaçkar Ultra!

Bizce… Bizce…

  • Kackar cografyasi sahane, yaris parkuru icine daha fazla patika eklenebilir. Bu yil ozellikle Zil Kalesi`nden gecis turist arac yogunlugu sebebiyle keyif vermedi.
  • Halkin hic ilgi alakasi yok. Yillar gectikce bolge insaninin ilgisinin artmasini beklenir, nerdeyse sifir ilgi ile karsilastik.
  • Sponsorsuzluk. Bu yaris cok az kaynak ve sponsor imkani (ya da imkansizliklar) icinde yapiliyor. Buyuyen Ayder turizmine hic yakismiyor. Gonul ister ki buyuk sponsorlar ile birlikte bu organizasyon buyusun, kocaman olsun, bizim UTMB`miz olsun…

bcd572e9-2337-422a-98c5-f5ba5d101818

Team Run.Bo Sonuçlar
46K (+2000m)
Bike Geçkinli 08:26 (Genel 55/67, Kategori 4/6)
Ersavaş Güdül 06:17 (Genel 19/67, Kategori 1/13)
Selman Gençtürk 06:40 (Genel 29/67, Kategori 17/24)
Seyit Aydoğmuş 07:31 (Genel 41/67, Kategori 8/13)

Reklamlar