Tahtali Run to Sky 2016

Tahtali Run to Sky 2016
21 Mayis 2016

Uzanıp alıverilecekmiş gibi gökyüzünün sim işlemeli yıldızları. Ellerini uzatıp bir iki tanesini alıp saçına takmak istedi çocukça… Çok aşağılarda köpüren dalgalar sanki onu çağırıyor gibiydi.Karşı adanın ışıkları tek tek yanarken ılık meltemin kekik kokulu nefesini hissetti boynunda. Ürperdi, biraz da hoşuna gitti.. Çocukluğunda yaptığı gibi  kayalıkların en tehlikeli ucuna tırmanırken yüreği ağzına geliverecekmiş gibi heyecanlandı. Sevindiğinde, üzüldüğünde kimsenin onu anlamadığını düşündüğünde hep bu kayalıklara gelir en uca tırmanır rüzgarın etkisiyle aşağılara doğru sallanırdı. Lunaparktaymış gibi heyecanlanır eğlenirdi. Taa ki bulunup eve götürülünceye  dek. Onca yıldan  sonra niye gelmişti  ne getirmişti onu buraya… Saatlerdir oturduğu yerden kalkıp yıldızlı gökyüzüne hayranlıkla baktı. Karanlığın içinden yıldızlar semazenler gibiydi sanki.. Ne yapacaktı acaba şimdi. Onu çağıran dalgaların sesine kapılıp uzaklara çok uzaklara  mı gidecek ;yoksa hanımeli yaseminin baştan çıkarıcı kokusunda  evine mi dönecekti…..

DAĞLAR ÇAĞIRMIŞ GİTMEMEK OLMAZ☺

Sıfatların önemi yok diyordu filmdeki adam. O da diğerleri gibi yalnızca bir sözcük. Kadınsa anlamları değiştirtirdiğinden bahsetmek istercesine aşktan örnekler veriyordu adama inat. Tutkulu aşk, romantik aşk, dostane aşk, platonik aşk vs…

Tekrar tekrar izlediğim filmde aşkın her tonu yaşanıyordu  ölüme en yakın zamanlarda.. Aşkların hangi tonunu yaşadım ya da yaşıyorum diye düşünmeden edemedim. Eşe, çocuklara,dostlara, hastalara tanrıya, insana, doğaya duyulan  aşk. Ya peki dağlara …?

Ayrılık da Sevdaya dahil şarkısını mırıldanıyor Vedat Sakman ben bu satırları yazarken yanımdaki küçük radyodan. Öyle miydi gerçekten ayrılanlar hala sevgili miydi? Geçen yıl zirvesinde bizi misafir eden sonra ayrılmak zorunda kaldığımız Tahtalı Dağı da hala sevgili miydi acaba……

Kaygılı anne modundan bir türlü çıkamadım bu sefer. Oğlumu halasına mı bıraksam, benimle mi gelse? Suçluluk duyguları içinde son anda verilen bir kararla kendimi yollarda buldum. Bir taraftan hareketsiz bırakan kaygılar bir taraftan da sevgiliye kavuşma heyecanı.

Sabahın erken saatlerin hafif serinliğinde çiçek kokuları arasında çıralı sahiline varıp da uzaklardaki heybetli Tahtalı dağını gördüğümde kalbim göğsümden çıkacakmış gibi hızlı atıyor , hafif bir sarhoşluk hali vuku buluyordu ki arkadaşlarımı gördüm neyse ki☺Dostlarla geçirilen sıcacık anlarda heyecanım bir anlığına da olsa yatışmıştı. Benim gibi yüzlerce aşığı vardı dağın. Hepimize mavi boncuk dağıtmış anlaşılan… Sitem edemem ki tanrıların tanrısı Zeusun dağıydı o. Zeus’un Hera ile el ele yürüdüğü denizin bambaşka olduğu, güneşin bir başka doğduğu rengarenk çiçeklerin kokularıyla büyülediği ağaçların sarıp sarmaladığı kuşların cıvıldaştığı dağdı o… Acaba hangimizi zirvesinde konuk edecek göğsüne yaslayıp körfezi, denizi dağları seyre sunacaktı… Acaba hangimiz, pamuk bulutların arasında çocuklar gibi coşacak sedir şimşir çam ağaçlarının arasından bir görünüp bir kaybolan güneşle oynaşacaktı? Emzik çeşmenin  buz gibi sularında serinleyip yaylara selam yollayacak rüzgarında uçuşacaktık…

IMG_5737Yarış alanı coşkulu koşucularla doluydu. Herkes kendini bekleyeni yaşamaya gelmişti. Bense koşmaya değil de aşığını görmeye gelmişçesine nedensiz aptal bir gülümsemeyle etrafı seyrederken  bir anda yarış başladı. Koşsam mı yoksa şöyle sahilde denize mi uzansam diye düşünürken gerilerde kaldım. Koşucular yanartaşa geldiklerinde Bellegronun Chimerayı alt etmesine neden pegasus gibi kanatlanıp uçtular sanki… Etrafın güzelliğinden sarhoşa dönmüş koşmak anlamsız bir hal almıştı. Yürümek istedim, benim gibi yavaşlayan dostlarla sohbet etmek iyi geldi. Bike’nin iyi şanslar dileyen mesajları, oğlumun gitme dercesine bakışları aklıma gelir gelmez kendimi toparlayıp koşmaya başladım..

Ağaçların bizi terk etmeye başlayıp da zirveye yaklaştığım anda hüzün kapladı içimi. Zeusun gözyaşları küçük küçük taş olmuş yollara serilmiş sanki. İnsanoğlu dağları da özgür bırakmamış demir yığınıyla gem vurmuş kapitalist sistemin şirketlerine satmıştı. Dağ ne kadar daha dayanır teleferik denilen demir yığınıyla ciğerlerinin sökülmesine… Dağcı, koşucu aşıkları sahiplenmeli korumalı bu Tanrılar dağını ve daha nice dağları…

Bulutların arasından zirveye ulaştığımda gözyaşlarımı tutamadım. Hüzünlü bir o kadar çapkın gülüşlü Tahtalı dağının eteklerine güvercinler konmasa da koşucu aşıkları konuyor artık ☺

Koşu bitip de denizin içinden pamuk şekeri bulutlar arasındaki ihtişamlı görüntüsüyle sevgilime son birkez bakmak istedim içim  buruklaştı. Aşk, tutku, hüzün, gurur, dostluk, şefkat, veda vardı bu son bakışta….

Bu masalı yaşatan Polat, Zeynep ve ekibine, gönüllü ve koşucu arkadaşlarıma, dostlara, desteklerini esirgemeyen Bike, Ersavaş ve Team Runbo’ya  çok teşekkür ederim.

Yazan Runbo: Aylin Savaci Armador

IMG-20160520-WA0004 IMG-20160520-WA0002 IMG-20160520-WA0001 IMG-20160520-WA0000